11 Haziran 2014 Çarşamba

Tünelin sonundaki umut: Bosna-Hersek Milli Takımı


"Futbol asla sadece futbol değildir."  Simon Kuper'in kült kitabının ismi olan bu ifade yıllar içinde sınırları aşıp yaygın bir düşüncenin manifestosu haline geldi. Gelmeli de, çünkü futbol bize asla sadece yeşil sahayla ilgili olmadığına dair şahane goller izletiyor gün be gün. İşte son zamanların en güzel golü de Bosna-Hersek Milli Takımı tarafından atıldı. Litvanya deplasmanından 1-0'lık galibiyetle ayrılan takım averajla liderliğini korudu ve Brezilya biletini aldı. Peki bu başarı neden bu kadar önemli?

Soykırım, sefalet , doğum sancıları : Bir türlü gelmeyen huzur

Zor coğrafyadır Balkanlar ve tarihin her döneminde sonu gelmez kavgalarla sarsılmış bu bölgenin kısa çöpünü Boşnaklar çekmiştir. 1992 ile 1995 yılları arasında tüm dünyanın izlediği (özellikle BM güçlerine bağlı Hollandalı askerlerin en önden koltuk kaparak izlediği) bir soykırımın kurbanıydılar. Kaçabilenler bir parçalarını ülkelerinde bırakarak kaçarken kalanlar zaman içinde yeni bir ülkenin ortaya çıkması için çabaladılar.
b

Eğer bugün Saraybosna'ya yolunuz düşerse halen şehir merkezindeki birçok binada havan mermilerine ait sayısız iz gözünüze çarpar. Mostar'da meşhur köprünün hemen ilerisindeki hediyelik eşya tezgahlarında mermi kovanlarından yapılmış objelere de rastlayabilirsiniz. Ülkenin "İstiklal Caddesi" olan Başçarşı'ya inerken uçsuz bucaksız bir şehitliğin yanından geçersiniz.  Boşnakların o günleri unutmak gibi bir amaçları yok, sadece geride bırakmak istiyorlar ve tüm bu izleri gururla taşıyorlar.

Yeni bir devlet kurmak kısa sürede muasır medeniyetler seviyesine çıkmanızı sağlamıyor. Hele ki Balkanlardaysanız. Bugün Bosna-Hersek'in en büyük gelir kaynağı turizm, tarım ve başka ülkelerde yaşayan gurbetçi Boşnakların memleketlerine gönderdikleri paralar. Ülkedeki resmi işsizlik oranı yüzde 40'ı bulmuş durumda ve bu ülkede fabrikalara rastlayamazsınız. Yakın geçmişte yapılan bir ankete göre bu ülkenin gençleri umutsuzluğun pençesinde;

*Gençlerin yüzde 58'i işsiz.
*Gençlerin yaklaşık yüzde 70'i Bosna Hersek'i terketmek isterim diyor.
*Yüzde 95'lik bir kesim "ancak birisine rüşvet verirse" iş bulabileceğine inanıyor.
*Üniversite eğitimine başlayan dört gençten sadece biri eğitimini tamamlıyor.

Bürokratik hantallık ve yolsuzluk da bir başka sorun. Bosna-Hersek yolsuzlukta Avrupa'nın en önde gelen ülkesi. Devlet dairelerindeki işlerinizi halletmek için, iş bulabilmek için, aslında neredeyse her şey için rüşvet ve dolandırıcılığa göz yummanız gerekiyor ve tüm bunlar cezasız kalıyor.
Tüm bunları neden mi anlatıyoruz? Çünkü Bosna-Hersek Milli Takımı bu ülke insanları için umudun adı. Şu an ülkedeki durumun tam tersini gösteren bir ayna, belki ileride gelebilecekleri düzeyin simgesi.
Yeşil saha eşitliği
bo

Ağırlıklı olarak Boşnak, Sırp ve Hırvat etnisitelerine bölünmüş ülkede futbolun da bu bölünmüşlükten payına düşeni almaması düşünülemez. Nisan 2013'de Boşnaklarca desteklenen Zeljeznicar ve Sırpların takımı Banja Luka taraftarları arasında çıkan kavgada 40'tan fazla kişi yaralandı. Öte yandan Hırvat azınlığın desteklediği Siroki Brijeg stadında Nazi bayraklarının sıkça görülmesi de işlerin ne kadar çetrefilli ve umut kırıcı olduğunu gösteriyor.
Ancak milli takımda ayrımlara yer yok. Takımın en çok milli olan oyuncusu konumundaki eski dost  Zvjezdan Misimovic Sırp etniğine mensupken yakın dostu ve ekibin en golcüsü Edin Dzeko Boşnak. Stoper Boris Pandza ise Hırvat kökenli. Bu çok kültürlü yapı Bosna-Hersek Milli Takımı'nı 2011 yılında birkaç aylığına sportif faaliyetlerden men eden FIFA'nın başkanı Sepp Blatter tarafından örnek olarak gösterildi.

Safet Hoca'nın kahramanları
Gelelim rüyayı gerçekleştiren takıma. 2009 Aralık'ında takımın başına geçen Safet Susiç Boşnaklar için bir futbol kahramanı. Yugoslavya döneminde PSG formasıyla rekorlar kıran efsanevi futbolcu, teknik direktörlük kariyerinde Türkiye'yi bol bol gezdi; İstanbulspor, Konyaspor, Ankaragücü, Çaykur Rizespor ve Ankaraspor'un ardından milli takımın başına getirilen Susiç ilk zamanlarda aldığı kötü sonuçlar yüzünden yoğun bir şekilde eleştirilse de takımı 2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Şampiyonası için baraj maçı oynamaya hak kazandı. Şanssızlıkları iki seferde de Portekiz'e denk gelmeleriydi...
Ronaldo'lu Portekiz yine baraj maçlarına kaldı ama Boşnaklar bu sefer işi garantiye aldı
Ronaldo'lu Portekiz yine baraj maçlarına kaldı ama Boşnaklar bu sefer işi garantiye aldı
Bugün takımın iskeletini oluşturan oyunculardan Dzeko, Ibricic, Pandza, Ibisevic, Salihovic gibi isimler U21 elemeleri oynarken 2007 yılında federasyona siyasetin iyice girmesini protesto ederek milli takımı bırakan 13 oyuncunun yerine A milliliğe terfi etti. Haliyle birbirini çok iyi tanımanın sahadaki akıcı futbollarındaki en büyük etmen olduğu söylenebilir.
Dünya Kupası'na katılım hakkının kazanılmasından sonra Saraybosna Havaalanı'ndaki basın toplantısında Edin Dzeko ve arkadaşlarının hocalarına ithafen muzip birer çocuk gibi "Oj Safete Sajo" şarkısını söylemeye başladığı o an;

Futbol sanatçısı altın jenerasyon
Kutlamalar sürüyor, Saraybosna yanıyor!
Kutlamalar sürüyor, Saraybosna yanıyor!
Susiç'in Bosna-Hersek'i 2014 Dünya Kupası Elemeleri'nde tam da dişine göre takımlarla eşleşmişti ancak yine de grup birinciliğinin favorisi Yunanistan, ikincilik için çekişecekleri düşünülen takım da 2010'da Dünya Kupası'na katılan Slovakya idi. Öyle olmadı; Mavi Ejderhalar grubu sürklase etti. İkinci sıradaki Yunanistan'la eşit puandaydılar ama iki takım arasında 16 gollük bir averaj vardı. 30 golle Avrupa elemelerinin en golcü 4. takımı konumundalar. (Almanya, Hollanda, İngiltere'nin ardından) Genelde 3-5-2 sistemini tercih eden Susiç'in asıl farkıysa orta sahada tercih ettiği oyuncular. Pjanic-Lulic-Salihovic-Misimovic-Medunjanin-Ibricic gibi teknik kapasitesi üst düzey, kağıt üstünde "inceci" isimlere güvenen hocanın yüzü takım savunmasından yana kara çıkmadı; 10 maçta sadece 6 gol yediler. (Yunanistan 4 gol yerken bunların 3'ü Bosna-Hersek'in 3-1 kazandığı maçta geldi)
Büyüksün Safet Hoca!
Büyüksün Safet Hoca!
 
Kalede Premier Lig'in en sağlam isimlerinden Asmir Begovic, savunmada Fransa-İspanya-Almanya tecrübesine sahip Emir Spahic, orta sahada Serie A, Süper Lig, Bundesliga karması inceciler, ileri uçtaysa uzun zamandır birbirini tanıyan Dzeko-Ibisevic ikilisi... Dünya Kupası onlar sayesinde daha da güzel olacak, belki de ilk kez katılamadığımız bir turnuvada bu kadar yürekten destekleyeceğiz bir takımı, burası kesin.

Not: Başlıkta geçen "Tünel" kelimesi salt mecaz değildir; Sırp milislerinin kuşattığı Saraybosna'yı dünyaya bağlayan, diğer uçtaki Birleşmiş Milletler'e bağlı havaalanından insani yardımın ulaştırıldığı, günde 3-4 bin Boşnak ve 30 ton malzemenin taşındığı "Umut Tüneli"nden esinlenilmiştir.

Not2: Bu yazı Bosna-Hersek Dünya Kupası'na katılım hakkı kazandığı zaman, 16 Ekim'de yazılmıştı. O günden bugüne bazı şeyler değişti; mesela takımın orta sahasındaki en kritik görevi 21 yaşındaki Muhamed Besic üstlenmiş durumda. Yaptığı pres ve mücadelesiyle öndeki yıldızların nefes almasını sağlıyor. Ayrıca Susic'in kadrosunda Dzeko ve Ibisevic dışında golcü olmaması takımın çift forvetten vazgeçmesi anlamına geliyor. Izet Hajrovic'in son hazırlık maçlarındaki çıkışı da Susic'in elini güçlendirdi.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder