22 Temmuz 2016 Cuma

Euro2016'nın ardından: Underrated 11



Not: Bu yazıyı 15 Temmuz 2016 tarihinde bitirmek üzereydim ve tam son kısımları yazarken önce Boğaziçi Köprüsü'nün bir grup asker tarafından kapatıldığı ortaya çıktı, sonrasında da kabus gibi günler geçirdik. Hazır biraz kendimize gelmişken tamamladım.



2014 Dünya Kupası'nın ardından sabırsızlıkla beklediğimiz Euro 2016 geldi, oynandı ve bitti. Turnuva sırasında parlayıp "Bunlar favori" dedirten her büyük takımın bir sonraki aşamada beklenmedik yenilgiyle elendiği maceranın kazananı "Kaybetmeme ustası" Portekiz oldu. En iyi üçüncülerin gruptan çıkması yeniliği zaten savunma güvenliğinin ön planda olduğu turnuvayı daha da çekilmez kılsa da 32 takımlı turnuvanın bir güzel yanı varsa o da buralarda göremeye alışkın olmadığımız bazı takımların gösterdiği performanstı. Ben de bu aşamada gözümüze çarpan underrated veya kariyerinde yapamadığı sıçramayı turnuva performansıyla yapmayı başaran yaldızlı olmayan isimlerden bir 11 kurayım dedim.  Tabi ki bu konuda herkesin farklı 11'leri olacaktır ama blog yazmanın en güzel yanı öznel yargıları serbestçe paylaşmaya olanak sağlaması. Bu da benim 11'im diyor ve başlıyorum.


Gabor Kiraly




Macaristan'ın 40 yaşındaki kalecisi Kiraly bu turnuvaya yıllardır giydiği ve kendisiyle özdeşleşen gri eşofman altıyla damga vurmuş gibi gözükse de bu listede yer almasının asıl sebebi gösterdiği performans.

Turnuvanın bana göre kadro kalitesi/performans oranı en yüksek takımı olan Macaristan'ın kalesinde cüssesinden ve yaşından beklenmeyecek kurtarışlara imza atan Kiraly'nin 4-0 mağlup oldukları Belçika maçında yaptığı 10 kurtarış turnuvanın rekoru oldu. Üstelik Kiraly bu performansı 55 dakikasını el parmaklarından biri kırıkken göstermeyi başardı.

Ragnar Sigurdsson



3 yıldır Rusya Premier Lig'in iddialı takımlarından Krasnodar'ın formasını giyen Ragnar Sigurdsson, İzlanda'nın pek çok futbolseveri şaşırtan turnuva macerasının en sağlam parçalarından biri oldu.

Hem çabuk hem hava toplarında etkili, hem de sezgileri üst düzey olan Sigurdsson çoğu zaman İzlanda savunmasını tek başına başarıyla organize etti, İngiltere karşısında da attığı gol ve engellediği rakip ataklarla maçın oyuncusu seçilmeyi başardı.

Fabian Schar



Basel'de genç bir stoper olarak ismini duyururken menajerlik oyunlarının ve genç yeteneklere önem veren futbolseverlerin gözdesi olan Fabian Schar, 4 milyon Euro karşılığında transfer olduğu Hoffenheim'da beklentilerin biraz altında kalmıştı. Daha zorlayıcı bir lige adapte olma süreci ve takımının içinde bulunduğu karışıklık ortamının da bunlardaki etkisi yadsınamaz tabi. Yine de İsviçre formasıyla Euro 2016'nın en tutarlı performansını gösteren oyuncu olmayı başardı Schar. Arnavutluk karşısında attığı golün yanı sıra yerinde müdahaleleri, çabukluğu ve topla rahatlığı (kolayca attığı dikine paslar) yıldızını parlattı. İsviçre'nin turnuvadan normal sürede maç kaybetmeden elenmesinde büyük pay sahibi olan Schar, yeni sezonda Julian Nagelsman yönetimindeki Hoffenheim'da yerini daha da sağlamlaştırıp gelecek yaz daha büyük bir kulübün yolunu tutabilir.

Elseid Hysaj



Napoli'nin genç ve başarılı sağ beki Elseid Hysaj'ın keşfedilme hikayesi gerçekten ilginç. İtalya'da kaçak olarak inşaatlarda çalışan Arnavut bir baba, bir gün evinde çalıştığı İtalyan bir futbol menajerine oğlunun ne kadar yetenekli olduğunu anlatıp ona bir bakması için yalvarır. Baba Gzim, oğlu Elseid'i İşkodra'dan İtalya'ya getirir ve genç futbolcu Fiorentina'ya transferinin gerçekleşmeyişinin ardından Empoli altyapısına girer. Hysaj Empoli A takımına yükseldiğinde sadece 17 yaşındaydı ve burada 100'ün üstünde maça çıktıktan sonra hocası Maurizio Sarri onu Napoli'ye yanında götürdü.

Bu sezon Napoli'nin Juventus'la çekiştiği şampiyonluk yarışı sırasında oldukça istikrarlı bir performans gösteren Hysaj bu formunu Euro 2016'ya da taşıdı. Öncelikli görevi olan savunmayı başarıyla yapan 22 yaşında sağ bek, hücum yönlendirme konusunda da maharetli. Topla çok rahat ve adeta geriden oyunu kuran bir maestro gibi Arnavutluk'u rakip kaleye itmeye taşıdı çoğu kez. Bir ara teknik direktör de Biasi'nin onu Alaba'nın Avusturya milli takımında orta sahada oynaması gibi sağ açıkta kullanıp kullanamayacağını da düşündüm açıkçası.

Hysaj'ın adı bu yaz Arsenal ile anıldı, öncesinde Barcelona'nın izlediği isimler arasında olduğu yazıldı. Üst düzey futboldaki bu iki yönü de güçlü bek kıtlığında Elseid Hysaj ilerleyen yıllarda piyasasını daha da yükseltecektir şüphesiz.

Adam Nagy


Macaristan milli takımının göze takılan performans sergileyen isimleri Kiraly, Cucak ve Kleinheisler ile sınırlı değildi. Aslında takımın en çok parlayan oyuncusu 21 yaşındaki Adam Nagy oldu.

Alan savunması ve çevre kontrolündeki üst düzey yeteneğiyle Macaristan orta sahasıyla savunmasını birbirine bağlayıp sağlam tutan Nagy, topla alışverişlerinde de çok sakin ve yerinde kararlar verdi. Onu izlerken benim aklıma ilk gelen oyuncu yaşıtı Julian Weigl olmuştu, biraz araştırma sonrasında bu konuda yalnız olmadığımı gördüm. Kulüp kariyerinde ligini domine eden aşırı hücumcu Ferencvaroş'ta oynadığı futbolu topa sahip olmayan ve kendisinden daha güçlü takımlara karşı oynayan milli takımıyla da sürdürmeyi başaran Nagy'nin adı Marsilya ve Benfica gibi kulüplerle anılıyordu. 14 Temmuz 2016 itibariyle kendisi Serie A ekiplerinden Bologna'ya SADECE 1.5 MİLYON EURO karşılığında transfer oldu. Bologna'nın 18 yaşındaki yıldızı Amadou Diawara'yı çok yakın zamanda en az 10 milyona satacağı düşünülürse Nagy'nin transferinin ne kadar iyi bir iş olduğu daha da göze çarpıyor.




Emanuele Giaccherini

Juventus'ta ve sonrasında Di Canio tarafından transfer edildiği Sunderland'de bir türlü anlık parlamaların ötesine geçemeyen Giaccherini, Bologna'da iyi bir yıl geçirmişti ama bu listede yer almasını sağlayan şey Antonio Conte'nin yokluk sebebiyle giriştiği çılgın icat girişimi.

Pirlo'nun New York'ta aktif dinlenme moduna geçmesi, Marchisio ve Verratti'nin sakatlıkları derken elinde yakın tarihin en kısıtlı rotasyonunu bulan Conte, turnuva esnasında De Rossi'nin de sakatlanmasıyla orta sahada Sturaro-Parolo-Giaccherini üçlüsüyle kalakaldı. 

Turnuva boyunca merkez orta sahada görev alan Giaccherini oyunu çift yönlü harika oynarken Belçika maçında attığı gol, İspanya maçında da asisti ve rakibi yıpratan presiyle  bu listede yer almayı hak etti kanımca. Bugün itibariyle 1.5 milyon Euro karşılığında Napoli'ye transfer olduğu söyleniyor ki, tam anlamıyla kelepir bir transfer olarak niteleyebiliriz bunu.

Jeff Hendrick




İrlanda gibi futbolcu havuzu kısıtlı ötesi bir ülkeyseniz Jack Grealish gibi ne idüğü belirsiz bir oyuncunun milli takım tercihini İngiltere'den yapması bile size büyük bir darbe vurabiliyor. Ancak İrlanda sempatizanı biri olarak bu yaz hoş bir sürprizle karşılaştım. -Sürpriz diyorum çünkü İngiltere Championship'i takip etmiyordum, dolayısıyla Hendrick'i Derby County formasıyla görmüşlüğüm de yoku- 

Boylu poslu, güçlü ve sürekli topla dikine gitme isteğinde bir oyuncu olan Jeff Hendrick, çıkardığı sert şutlarla da rakip kaleleri zorladı turnuva boyunca. Tipleme olarak yanında bir adet çapa olması gerekiyor Hendrick'in. Mesela listedeki Nagy ile Hendrick'in yer aldığı bir orta saha kurgusunu izlemek çok keyifli olabilir. Biz de bu yüzden liste yapıyoruz zaten.

Birkir Bjarnason


İzlanda'nın oynadığı futbolu izlerken beni mutlu eden bir şeyler var. Oyunu daima doğru oynama çabaları,-turnuvadaki bazı maçlarda geriden topu şişiren savunmacılara uygun durumdaki diğer takım arkadaşlarının el kol hareketleriyle tepki gösterdiğini görebilirdiniz- hep doğru tercihi vermek için arayışta olmaları, mücadeleleri ve bunu çirkefliğe kaçmadan yapmaları gibi. Birkir Bjarnason da bu saydığım şeylerin ete kemiğe bürünmüş hali bence.

Sol kanatta oynamasına rağmen takım savunmasına devasa yardımlarda bulunan Bjarnason ülkesinin Avrupa şampiyonasındaki ilk golünü atarak tarihe geçerken Fransa maçında da ağları havalandırarak kapanışı yaptı. Geçen sezonun başında sadece 2 milyon euro'ya transfer olduğu Basel'de 13 gol 5 asistle oynayan über-versatil Bjarnason bu turnuvada yıldızını parlatarak daha önce futbol oynadığı İtalya'dan teklifler almaya da başladı.

Emre Mor


Birkaç istisna hariç tüm takımlar geçiş futbolu oynarken "Topa sahip olan bir takım yaratacağız" mottosuyla turnuvaya başlayan milli takım bu konuda kendisinden üstün iki rakip karşısında duvara tosladı. Kadroda kazanacağımız topları hızla rakip kaleye taşıyabilecek iki oyuncu vardı; Volkan Şen ve Emre Mor. Ancak sahada topla hızlı olmayan merkez orta saha oyuncuları vardı.

Neyse ki Emre Mor gruptaki son maçta ilk 11'de sahaya çıktı da hem biz hem de tüm dünya onun yeteneklerinden mahrum kalmamış oldu.

Borussia Dortmund'un transferini bitirdiği Emre'yi kendisi gibi uçurtma kanat oyuncularından ayıran şey driplinglerini kontrol edip hızını dizginleyebilmesi. Bir anda vites artırıp iki oyuncuya tozunu yuttururken hemen ardından çabuk bir ayak hareketiyle topun kontrolünü sağlayıp o arada bir rakibi daha oyundan düşürebiliyor. Bu özellikleri sayesinde sık sık faul alabiliyor, Slovenya ile oynanan hazırlık maçı ve Çeklere karşı oynanan kader karşılaşmasında rakip oyuncuların onunla baş edemeyip sık sık faulle durdurması bunun kanıtı.

Dortmund'da önünde çok ciddi rakipler bulacak Emre'nin çalışmaya ve kendini geliştirmeye devam etmesi, asla pes etmemesi gerekiyor. 2. ligden transfer edilen Julian Weigl'ı gözünü kırpmadan Bender'in önünde sahaya süren Thomas Tuchel bu sayede ona da çok kıymetli şanslar verebilir. Eğer yeteneğine ihanet etmezse onu farklı bir seviyede görmemiz muhtemel. Biz şimdiden Emre'yi bizim için yetiştirip önümüze koyan Danimarkalılara teşekkür edelim.

Nicolae Stanciu



Hagi sonrası Romanya futbolunda en çok sansasyon yaratan futbolcu Adrian Mutu olmuştu ama onun yarattığı sansasyon genellikle saha dışı için geçerliydi. Ayrıca kendisi 10 numarayı giymesine rağmen bir santrfordu. Arada büyük beklentilerle sahneye çıkıp Vestel Manisaspor'a da uğradığı seyyar işportacı kariyerinde Nicolae Dica gibi isimler de heba oldu tabi. Nicolae Stanciu ise bir Hagi olamasa dahi çok büyük bir yetenek ve şimdilik sağlam adımlarla ilerliyor. Tabi artık 20 maçta 15 gole doğrudan etki ettiği Romanya ligini bırakıp bir sonraki seviyeye geçme zamanı geldi de geçiyor, yaşı 23 oldu çünkü.

Stanciu, gücünü savunma organizasyonundan alan ancak yaratıcılıkta sıkıntılı Romanya'nın Euro 2016'daki kurtarıcısı olmaya adaydı aslında. İlk maçta Fransa karşısında Bogdan Stancu'yu 2 kez net pozisyona soktu, üstüne bir de penaltı kazandı. Fransa gibi bir rakip karşısında takımın neredeyse tüm hücum fırsatlarını yaratan isim olması takdire şayandı ancak zeka küpü hocası Iordanescu onu İsviçre karşısında yedek kulübesine mahkum etti, sonrası malumunuz.

Stanciu, şu an Romanya futbolunun en büyük değeri ve Steaua'nın sahibi Becali de bunun farkında. Koparabildiği kadar bonservis koparmak isteyecektir ama 1 yıl daha annesinin liginde kalırsa o da bunu başaramayacak gibi görünüyor. Kamu spotundaki doktor gibi sesleniyorum kendisine; kariyerin için Romanya ligini acilen bırakmalısın.

Hal Robson-Kanu



9 yıldır formasını giydiği Reading ile sözleşmesi bu yaz sona eren Robson-Kanu, sözleşmesiz bir oyuncu olarak geldiği turnuvayı belki performansıyla sallamadı ama attığı 2 golden biri Avrupa şampiyonaları tarihine geçecek kadar klastı. Milli formayla 35 maçta attığı 4 golden ikisini bu turnuvaya sığdırdığını da belirtelim.

Gareth Bale'ın taşıdığı takımda Realli yıldıza Aaron Ramsey ve Joe Allen'la birlikte en büyük desteği veren Robson-Kanu, güçlü fiziğiyle ileride top tuttu, yeri geldi duvar oldu, yeri geldi rakip savunmayı yıprattı.

Belçika maçında attığı güzel golden sonra menajerinin "Dünyanın her yanından transfer teklifi alıyoruz" dediği Robson-Kanu kısıtlı bir oyuncunun sınırlarını sonuna kadar zorladığında ne kadar etkili olabileceğini göstererek listemize giriş yaptı.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder